Skip to main content

2014 Digital Marketing Trendleri 5: Remarketing


Clik Z'nin 2014'ün öne çıkacak 5 dijital pazarlama trendinden sonuncusundayız; Remarketing ya da yeniden hedeflenmiş reklamlar.

Google Adwords Remarketing hizmetini sunduğunda pazarlamacılar için işin rengi bir anda değişti; Çünkü daha önce arama motorunda text reklam yayınlayabiliyordunuz, GDN yani Google Display network'ünde text reklam ve display banner yayınlayabiliyordunuz. Hatta ilgi tipine göre yayınlanacak ortamları da seçebiliyordunuz. Ancak hiçbiri sitenize gelmiş olan ziyaretçiyi hedefleme garantisi sunmuyordu. Remarketing ise tam olarak bunu sunuyor. Adı üzerinde (yeniden pazarlama) süreci başlatıyor. Nasıl mı? İşte sistem şöyle işliyor; 

Diyelim ki bir ziyaretçi sitenizdeki sayfalardan birini ziyaret etti. Daha net örnek vermek gerekirse sunduğunuz ürün/hizmetlerden birinin sayfasını ziyaret etti. Örneğin "sağlık sigortası" hizmetinin ya da ürün olarak "kadın ayakkabılarının" sayfasını. Sayfada gezindi, fiyatlara baktı, ürünlerin detaylarını inceledi. Sonrada çıkıp gitti. Gittiği site, Google network'üne dahil bir siteyse, orada az önce gezindiği sayfanız dolayısıyla da ürün/hizmetinizi reklamını ona gösterebiliyorsunuz. Bu reklamı sadece o görebiliyor. "Sağlık sigortasında size özel ekstra %30 indirimden hemen yararlanmak için tıklayın!" gibi bir mesajla o kişiye ulaşabiliyorsunuz. Böylece ürün/hizmetinizi incelemiş olan dolayısıyla "ilgili" bir müşteriye genele gösterdiğinizden farklı bir reklamla son bir teklif daha sunarak onu ikna etme şansınız oluyor. 

Bu sistemin avantajı, bütçenizi daha hedefe yönelik kullanıyor oluşunuz. Yani önünüze gelen herkese reklam göstermek yerine daha ilgili küçük bir kitleye reklam göstermek suretiyle hem maliyetinizi düşürmüş hem de ROI başarı şansınızı artırmış oluyorsunuz. Bir başka remarketing platformu da Adroll. Temelde aynı mantıkla çalışan bu bağımsız platform da hızla büyüyor. Ücretsiz deneme özelliği de mevcut, yayıncı ve pazarlamacıların da ilk fırsatta bunu da denemeleri gerekiyor.

Comments

Popular posts from this blog

Markaların Ölümle Dansı

Martin Lindstrom’un Buy.ology kitabı tam anlamıyla bir “bomba”. Yeni bitirdiğim kitaptan aldığım notları kısa kısa paylaşacağım. İşte bunlardan ilki; Amerika’da piyasaya sürülen her on üründen sekizinin kaderi başarısızlığa mahkum. 2005’te tüm dünya mağazalarının vitrinlerinde ilk kez yer alan 156.000 ürün , piyasaya her üç dakikada bir yeni bir ürün çıktığına işaret ediyordu. IXP pazarlama grubuna göre, dünya çapında her yıl kabaca 21.000 yeni marka piyasaya çıkıyor, ancak bunların %90’ı bir yıla kalmadan raflardan kayboluyor. Tüketici ürünlerinde tüm yeni markaların %52’si ve bireysel ürünlerin %75’i tutunamıyor. Peki buna çare ne? İnsanlara “Artık yeni marka üretmeyin!” diyemeyeceğinize göre markaların satın alma psikolojimizdeki yerini tespit etmek daha iyi bir çözüm. Yani biz hangi markaları nasıl, neden seçiyoruz?’un cevabı önemli. Ya da hangi markaları tercih etmiyoruz’un cevabı. Lindstrom’un buna cevabı; Nöropazarlama (neuromarketing). Nöropazarlama, kısaca beynimiz...

The Age of Companies’ Struggle with Invoice is Ending!

The transition to e-invoice is a revolutionary decision. This is because, in addition to preventing unnecessary paper consumption, easier tracking of invoice tax amounts charged by companies and of course the  digitalization  of finance / accounting departments was provided. So who provides this service? Provider companies working with RA are providing the basic service for receiving and sending invoices. These companies offer services in creating, sending / receiving e-invoices and reporting with the environments they provide. So far everything is very nice and ideal. The only problem is; Some things have never changed for companies with a large number of invoices. Still the manager / managers have to check and approve the invoices one by one. In short, this is also a process. It is a serious process that requires a lot of effort and time. This process requirement brought forward the idea of  ​​integrating  e-invoice providers with BPM ( process management ) applica...

Corona En Güzel Nasıl İçilir? - How to Drink Corona?

Corona, bizde pek yaygın tüketilmese de dünya çapında epey hayranı olan bir bira markası. Corona’nın bu kadar sevilen ve ünlü olmasının sebeplerinden biri de içim şekli. Corona is a beer brand that has many fans around the world, although it is not widely consumed in our country. One of the reasons why Corona is so popular and famous is the way I drink. Corona, sıkılıp şişenin ağzından içine tıkılan bir parça limonla içilen; yani böyle bir içme ritüeli olan bir bira. Elbette normal de içebilirsiniz ama Corona’yı Corona yapan onun böyle içiliyor olması.  Corona, a piece of lemon that is squeezed and clicked from the mouth of the bottle; that is, a beer with such a drinking ritual. Of course, you can also drink normally, but that's what makes Corona Corona so. Peki bu ritüel nereden geliyor? Bu, Latin kültürüne özel, biranın tadını güzelleştirdiğine inanılan bir ritüel olup, dünyaya böyle yayılmış olabilir mi? So where does this ritual come from? This is a ritual specia...