Skip to main content

Konferanslar, Seminerler, Toplantılar

Bugün gündem yoğun. Dünya'da ve Türkiye'de Ceza Hukuku Reformları Kongresi Ataköy Yerleşkesi Önder Öztunalı Konferans Salonu'nda başladı. Basın'ın yine yoğun ilgisi var. Yerli, yabancı birsürü hukukçu burada.

Ek olarak öğleden sonrayı mobil pazarlama /iletişim konulu toplantılarına ayıracağım. Bu arada 2 haziran'da MyNet'in çok güzel bir konferansı var; Global Trendler ve İnteraktif Dünyaya Yaratıcı Bakış. İşte konuklar ve konular;
* İnteraktif Dünyaya Yaratıcı Bakış - Nils Müller (TrendOne)
* Global Trendler - Sven Tollmien. Bir aksilik olmazsa mutlaka katılmaya çalışacağım buna.

Bu aralar okuduğum en ilginç kitaplardan biri "Gelecek Dosyaları". Richard Watson'ın kitabı önümüzdeki 50 yılda neler olacağı üzerine güzel bir beyin cimnastiği. Kitap, bazıları ilginç bazıları kışkırtıcı tahminlerle dolu. İşte bazı başlıklar;

• Gelecekte niçin uzun banyo yapacağız?
• Orta Doğu, tüm dünyayı dize mi getirecek?
• Makineler, insanların yerini alabilir mi?
• Medya ne konumda olacak?
• Cebimizdeki parayı nerede taşıyacağız?
• Arabanız sizin yerinize karar verebilecek mi?
• Beslenmek eziyete mi dönüşecek?
• Ekonomik pazarda tam yetkiye kim sahip olacak?
• Ömrümüz uzarken genç de kalabilecek miyiz?
• İstediğimiz gibi seyahat edebilecek miyiz?
• Şirketler gelecekte varlıklarını koruyabilmek adına neler yapacaklar?

Kitapla ilgili dikkatimi çeken özellikle "iletişim" ve "online medyayla" ilgili kısımları yakında yazacağım. Teknolojik gelişmeler bazı medya organlarını yok mu edecek? Etmeli mi? Medya araçları nasıl evrilecek, bunlar aklımda ama ilk fırsatta da burada olacak.

Comments

Popular posts from this blog

Markaların Ölümle Dansı

Martin Lindstrom’un Buy.ology kitabı tam anlamıyla bir “bomba”. Yeni bitirdiğim kitaptan aldığım notları kısa kısa paylaşacağım. İşte bunlardan ilki; Amerika’da piyasaya sürülen her on üründen sekizinin kaderi başarısızlığa mahkum. 2005’te tüm dünya mağazalarının vitrinlerinde ilk kez yer alan 156.000 ürün , piyasaya her üç dakikada bir yeni bir ürün çıktığına işaret ediyordu. IXP pazarlama grubuna göre, dünya çapında her yıl kabaca 21.000 yeni marka piyasaya çıkıyor, ancak bunların %90’ı bir yıla kalmadan raflardan kayboluyor. Tüketici ürünlerinde tüm yeni markaların %52’si ve bireysel ürünlerin %75’i tutunamıyor. Peki buna çare ne? İnsanlara “Artık yeni marka üretmeyin!” diyemeyeceğinize göre markaların satın alma psikolojimizdeki yerini tespit etmek daha iyi bir çözüm. Yani biz hangi markaları nasıl, neden seçiyoruz?’un cevabı önemli. Ya da hangi markaları tercih etmiyoruz’un cevabı. Lindstrom’un buna cevabı; Nöropazarlama (neuromarketing). Nöropazarlama, kısaca beynimiz...

Corona En Güzel Nasıl İçilir? - How to Drink Corona?

Corona, bizde pek yaygın tüketilmese de dünya çapında epey hayranı olan bir bira markası. Corona’nın bu kadar sevilen ve ünlü olmasının sebeplerinden biri de içim şekli. Corona is a beer brand that has many fans around the world, although it is not widely consumed in our country. One of the reasons why Corona is so popular and famous is the way I drink. Corona, sıkılıp şişenin ağzından içine tıkılan bir parça limonla içilen; yani böyle bir içme ritüeli olan bir bira. Elbette normal de içebilirsiniz ama Corona’yı Corona yapan onun böyle içiliyor olması.  Corona, a piece of lemon that is squeezed and clicked from the mouth of the bottle; that is, a beer with such a drinking ritual. Of course, you can also drink normally, but that's what makes Corona Corona so. Peki bu ritüel nereden geliyor? Bu, Latin kültürüne özel, biranın tadını güzelleştirdiğine inanılan bir ritüel olup, dünyaya böyle yayılmış olabilir mi? So where does this ritual come from? This is a ritual specia...

Unilever’in Gizli X9 Faktörü

Unilever, Hindistan’da yeni bir şampuan çıkarmaya hazırlanmaktadır. Şampuanların etiketleri hazırlanırken muzip bir işçi etiketin üzerine “X9 Faktörü İçerir” diye bir ibare ekler. Etikete eklenen bu son dakika değişikliği gözden kaçar ve tüm şampuanlar bu etiketle basılıp dağıtıma gönderilir. Milyonlarca şampuan şişesini toplatıp etiketleri yeniden bastırmak zor olacağından iş oluruna bırakılır. Altı ay sonra mağazalardaki şampuanlar tükenince, etiketi düzgün hazırlanmış yani “X9 Faktörü İçerir” yazmayan yeni şampuanlar mağazalara sevk eder. Ve olan olur... Müşterilerden öfke dolu e-mailler yağmaya başlar; şikayetler, serzenişler… Aslında kimsenin X9 faktörünün ne olduğu hakkında en ufak fikri yoktur. Ama kullandıkları şampuandan Unilever’in bu özelliği kaldırmaya cüret etmesi, tüketiciler tarafından kabul edilemez bir davranış olarak görülür. Unilever ne hakla şampuandan bu özelliği çıkarır? Kısacası; Markanız ne kadar gizem taşıyorsa, ürünün içeriği ne kadar “sır” barındırı...