Geçtiğimiz yıl (bunu yıllar sonra okuyacaklar için söyleyelim; 2011'de) 864 küsür bin adet binek ve hafif ticari araç satılmış Türkiye'de. Bu rakam otomotiv sektöründe tarihimizdeki en yüksek satış rakamı. Geçen yıldan 100 küsür bin adet fazla.
Buna rağmen, sektörün daralmasındna dolayı (özellikle geçen yılın son çeyreğinde) genel olarak beklentilerin altında kalan bir satış rakamıdır bu.
Peki 2012'de Türkiye'de otomotiv pazarında neler olacak? Elektrikli? Hiç sanmıyorum. Çünkü bunun için gerekli altyapı ve bilgi halen eksik. Örneğin elektrkli bir araç kaza yaptığında ona gerekli önlem almadan müdahale etmenin yüksek voltajlı riskleri var. Hem halkın, hem de itfaiye gibi destek birimlerinin eğitilmesi ve bilgilendirme gerekiyor.
Yine de gelecek elektirikli otomobilde. Çünkü hem karbon salınımı çok az (her nekadar biz çevreye, doğaya duyarlı bir millet olmadığımız için bu yönü pek umurumuzda değilse de) hem de yakıt tüketimi. Yakıt tüketimi mi? Bu araçlar yakıt tüketmiyor ki! Peki dolum sürecinde ne kadar elektrik yakacak? İşte asıl sorun bu.
Bir aracı şarj ederken (-ki şarj süresi de normal ev tipi prizlerde 6-8 saat arası sürüyor) ne kadar elektrik yakacaklar? Ya da hızlı şarj istasyonunda şarj ederken ne kadar ücret ödenecek? Tabi şunu da göz önünde bulundurmak lazım; elektrik çok farklı ve çeşitli şekillerde üretilebiliyor. Yani petrol gibi değil. Yani her şekilde üretilebilen bir enerji kaynağı olduğundan cebe yansıması da oldukça düşük olacak diyebiliriz.
Buna rağmen, sektörün daralmasındna dolayı (özellikle geçen yılın son çeyreğinde) genel olarak beklentilerin altında kalan bir satış rakamıdır bu.
Peki 2012'de Türkiye'de otomotiv pazarında neler olacak? Elektrikli? Hiç sanmıyorum. Çünkü bunun için gerekli altyapı ve bilgi halen eksik. Örneğin elektrkli bir araç kaza yaptığında ona gerekli önlem almadan müdahale etmenin yüksek voltajlı riskleri var. Hem halkın, hem de itfaiye gibi destek birimlerinin eğitilmesi ve bilgilendirme gerekiyor.
Yine de gelecek elektirikli otomobilde. Çünkü hem karbon salınımı çok az (her nekadar biz çevreye, doğaya duyarlı bir millet olmadığımız için bu yönü pek umurumuzda değilse de) hem de yakıt tüketimi. Yakıt tüketimi mi? Bu araçlar yakıt tüketmiyor ki! Peki dolum sürecinde ne kadar elektrik yakacak? İşte asıl sorun bu.
Bir aracı şarj ederken (-ki şarj süresi de normal ev tipi prizlerde 6-8 saat arası sürüyor) ne kadar elektrik yakacaklar? Ya da hızlı şarj istasyonunda şarj ederken ne kadar ücret ödenecek? Tabi şunu da göz önünde bulundurmak lazım; elektrik çok farklı ve çeşitli şekillerde üretilebiliyor. Yani petrol gibi değil. Yani her şekilde üretilebilen bir enerji kaynağı olduğundan cebe yansıması da oldukça düşük olacak diyebiliriz.
Comments