Skip to main content

Biz Türküz Bize Birşey Olmaz

Çok trafik kazası yaşıyoruz. Çok fazla can ve mal kaybı, çok fazla acı... Tedbir ve Araç güvenliği bunları önlemenin iki temel yolu.

Mitsubishi bu konuda hassas ve öncü yaklaşımlara sahip. Araçların Euro NCAP kaza testlerinde 5 yıldız alması bunun kanıtı. Anlatacağım. Ama önce;

Neden bu kadar çok kaza ve kaza kaynaklı yaralanma ve ölüm yaşıyoruz? Yaşanan bu acıların araç sayısı, insan sayısı ya da trafik yoğunluğuyla ilişkisi var elbette ama asıl nedenler;

1. Bilinçsiz araç kullanma (Şuursuz, akılsız da olur)
Ehliyeti nasıl aldığı tartışılır şoförler, alkollü, uykusuz, yorgun, öfkeli, adet gününde, canı burnunda, aşk acısı çeken, kendini yolların kralı sanan, megaloman şoförler... Ehliyet kemeri takmayan, kontrollü hız yapmayı bilmeyen yolların aslanları... Bir de aslında ayrı bir başlık altına alınması gereken minibüs, taksi ve otobüs şoförleri gibi trafik kurallarının "diğer şoförler" için hazırlandığına gerçekten inanan şoförler.

2. Bilinçsiz yolcu (Şuursuz, akılsız gibi ifadeler de kabuldur)
Bu işte şoför kadar yolcular da suçlu. Aracın ön tarafında kucağında çocukla oturan kişi, kaza sırasında çocuk yaralandığında bunun direk sorumlularındandır. Önde ve/veya arkada oturanların emniyet kemeri takmamaları da bir başka hata.

3. Aracın Yetersizliği (Senin iyi şoför olman yetmez)
Emniyet kemeri takıyor, kontrollü hız yapıyor olabilirsiniz. Ancak burası Türkiye. Etraf  madde 1'deki sürücülerle dolu. Bu önlemlere rağmen araç güvenlik yönünden yetersizse kaza anında yine çok kötü sonuçlar yaşanabiliyor.

Peki araç güvenliği nasıl olur? İşte Mitsubishi'nin bu konudaki hassasiyeti örnek gösterilir nitelikte. İlk fırsatta örneklerle anlatacağım.

Comments

Popular posts from this blog

Markaların Ölümle Dansı

Martin Lindstrom’un Buy.ology kitabı tam anlamıyla bir “bomba”. Yeni bitirdiğim kitaptan aldığım notları kısa kısa paylaşacağım. İşte bunlardan ilki; Amerika’da piyasaya sürülen her on üründen sekizinin kaderi başarısızlığa mahkum. 2005’te tüm dünya mağazalarının vitrinlerinde ilk kez yer alan 156.000 ürün , piyasaya her üç dakikada bir yeni bir ürün çıktığına işaret ediyordu. IXP pazarlama grubuna göre, dünya çapında her yıl kabaca 21.000 yeni marka piyasaya çıkıyor, ancak bunların %90’ı bir yıla kalmadan raflardan kayboluyor. Tüketici ürünlerinde tüm yeni markaların %52’si ve bireysel ürünlerin %75’i tutunamıyor. Peki buna çare ne? İnsanlara “Artık yeni marka üretmeyin!” diyemeyeceğinize göre markaların satın alma psikolojimizdeki yerini tespit etmek daha iyi bir çözüm. Yani biz hangi markaları nasıl, neden seçiyoruz?’un cevabı önemli. Ya da hangi markaları tercih etmiyoruz’un cevabı. Lindstrom’un buna cevabı; Nöropazarlama (neuromarketing). Nöropazarlama, kısaca beynimiz...

Corona En Güzel Nasıl İçilir? - How to Drink Corona?

Corona, bizde pek yaygın tüketilmese de dünya çapında epey hayranı olan bir bira markası. Corona’nın bu kadar sevilen ve ünlü olmasının sebeplerinden biri de içim şekli. Corona is a beer brand that has many fans around the world, although it is not widely consumed in our country. One of the reasons why Corona is so popular and famous is the way I drink. Corona, sıkılıp şişenin ağzından içine tıkılan bir parça limonla içilen; yani böyle bir içme ritüeli olan bir bira. Elbette normal de içebilirsiniz ama Corona’yı Corona yapan onun böyle içiliyor olması.  Corona, a piece of lemon that is squeezed and clicked from the mouth of the bottle; that is, a beer with such a drinking ritual. Of course, you can also drink normally, but that's what makes Corona Corona so. Peki bu ritüel nereden geliyor? Bu, Latin kültürüne özel, biranın tadını güzelleştirdiğine inanılan bir ritüel olup, dünyaya böyle yayılmış olabilir mi? So where does this ritual come from? This is a ritual specia...

Unilever’in Gizli X9 Faktörü

Unilever, Hindistan’da yeni bir şampuan çıkarmaya hazırlanmaktadır. Şampuanların etiketleri hazırlanırken muzip bir işçi etiketin üzerine “X9 Faktörü İçerir” diye bir ibare ekler. Etikete eklenen bu son dakika değişikliği gözden kaçar ve tüm şampuanlar bu etiketle basılıp dağıtıma gönderilir. Milyonlarca şampuan şişesini toplatıp etiketleri yeniden bastırmak zor olacağından iş oluruna bırakılır. Altı ay sonra mağazalardaki şampuanlar tükenince, etiketi düzgün hazırlanmış yani “X9 Faktörü İçerir” yazmayan yeni şampuanlar mağazalara sevk eder. Ve olan olur... Müşterilerden öfke dolu e-mailler yağmaya başlar; şikayetler, serzenişler… Aslında kimsenin X9 faktörünün ne olduğu hakkında en ufak fikri yoktur. Ama kullandıkları şampuandan Unilever’in bu özelliği kaldırmaya cüret etmesi, tüketiciler tarafından kabul edilemez bir davranış olarak görülür. Unilever ne hakla şampuandan bu özelliği çıkarır? Kısacası; Markanız ne kadar gizem taşıyorsa, ürünün içeriği ne kadar “sır” barındırı...