Jüri üyesi olarak bu sonuçtan memnun kalamadım ama demokrasi böyle birşey işte. Peki neden?
Birkere bir türlü kompakt bir tasarım yakalayamadılar. Oysa önlerinde Milliyet.com.tr gibi nah böyle kocaman bir örnek de var. Gerçi site, eğitim seviyesi daha yüksek bir kitleye hitap ediyor tabi ve bu açıdan Milliyet'ten ciddi biçimde ayrışıyor.
Bir sebep daha var ki bu belki de en önemlisi; Sitenin mobil versiyonu çok kötü. Gittikçe artan oranda mobilden bağlanıyoruz internete. Bu durumda bir sitenin (özellikle de böyle uluslararası bir haber portalının) mobil sitesi çok iyi olmak zounda. Bug'lar temizlenmiş, güncelleme de sorun yaşanmayan mesela.
Örneğin şu an açıyorum mobilden "Spor" sayfasını, güncelleme 23 Mayıs görünüyor. En üstteki haber de Belçika-Türkiye maçı. Eh yani!
Martin Lindstrom’un Buy.ology kitabı tam anlamıyla bir “bomba”. Yeni bitirdiğim kitaptan aldığım notları kısa kısa paylaşacağım. İşte bunlardan ilki; Amerika’da piyasaya sürülen her on üründen sekizinin kaderi başarısızlığa mahkum. 2005’te tüm dünya mağazalarının vitrinlerinde ilk kez yer alan 156.000 ürün , piyasaya her üç dakikada bir yeni bir ürün çıktığına işaret ediyordu. IXP pazarlama grubuna göre, dünya çapında her yıl kabaca 21.000 yeni marka piyasaya çıkıyor, ancak bunların %90’ı bir yıla kalmadan raflardan kayboluyor. Tüketici ürünlerinde tüm yeni markaların %52’si ve bireysel ürünlerin %75’i tutunamıyor. Peki buna çare ne? İnsanlara “Artık yeni marka üretmeyin!” diyemeyeceğinize göre markaların satın alma psikolojimizdeki yerini tespit etmek daha iyi bir çözüm. Yani biz hangi markaları nasıl, neden seçiyoruz?’un cevabı önemli. Ya da hangi markaları tercih etmiyoruz’un cevabı. Lindstrom’un buna cevabı; Nöropazarlama (neuromarketing). Nöropazarlama, kısaca beynimiz...
Comments