Skip to main content

Bir Güz Navigasyonu Hikayesi

Gülnur’a Nokia E 72 aldık bayramda. Nokia’anın menülerini her zaman kullanışlı bulmuşumdur ama ekranı ufak biraz. Neyse Akşam telefonu kurcuklarken navigasyon (ya da map tam adını hatırlamıyorum) özelliğini keşfettik. Map menüsünü açtık ve hop! O anki konumumuz ekranda belirdi. Kayın validemin evi de böylece telefonda ilk işaretlenen yer olmuş oldu.

Menüden dilediğiniz bir adresi ya da gitmek istediğiniz yeri yazarak aratıyorsunuz yani bir nevi Google Map araması. Adresi bulduktan sonra oraya nasıl gideceğinizi seçiyorsunuz. Yürüyerek mi yoksa araçla mı? Çünkü ona göre size yol tarifi veriyor. Nasıl? Süper değil mi? Eminin çoğu kişi bunları zaten biliyor ve kullanıyor ama ben ilk kez kullandığım için bayıldım. 

Üstün Özelliklerim
10 defa gittiğim bir yere 11. kez giderken yolu şaşırmak gibi Allah vergisi bir yeteneğe sahibim. Sanırım küçükken kafamın üzerine düşmüşüm ve beynin yön bulma kısmı hasar görmüş. işte bu yüzden Navigasyon cihazları çıktığında (özellikle TomTom’un lansmanında) gözyaşları içinde dizlerimin üzerine çöküp tanrının varlığına iman etmiştim.

Navigasyon cihazı özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde yaşayanlar için mucize gibi bir alet. Gideceğiniz yere sizi en kısa yoldan kolayca götürüyor. WIT’den Derya Ergüç HP’nin İspanya’daki bir etkinliğine gittiğinde anlatmıştı. Oradaki tüm taksiciler araçlarında navigasyon cihazı kullanıyormuş. Bu sayede illa yol bilmenize de gerk yok. Adresi giriyorsunuz, o size yol tarifi yapıyor.

Alsam mı diye ciddi birşekilde düşünüyordum navigasyon cihazını ama şimdi ayrı para ödemeye gerek kalmamış görünüyor çünkü navigasyon cep telefonuna girdi. Bayramda biz de bizzat denedik bunu. Teyzeye akraba ziyaretine giderken adresi yazdık. Telefonda bize güzel güzel yol tarifi verdi. Üstelik sesli olarak... Eve çıktığımızda da bulunduğumuz konumu harita üzerinden işaretleyip Favoriler klasörüne kaydettik. 

Artık bir dahaki sefer, her nereden olursa olsun bu adrese gitmek için yapmamız gereken tek şey favoriler klasöründen kaydımızı seçmek ve telefonun yönlendirmesine uyarak aracı kullanmak.

Tabi o heyecanla ve gazla o akşam Mahmut eniştenin Blackberry’sine saldırdım. Bakalım onun navigasyonu nasıl diye. Sonuç mu? Tam bir hayal kırıklığı. Ne bulunduğum konumu bulabildi ne de haritada yer bulup güzergah çıkarabildi. Navigasyon ve harita konusunda diğer 3G cihazlar nasıl bilmiyorum ama Nokia oldukça kullanışlı ve verimli. Benden söylemesi…

Comments

Popular posts from this blog

Markaların Ölümle Dansı

Martin Lindstrom’un Buy.ology kitabı tam anlamıyla bir “bomba”. Yeni bitirdiğim kitaptan aldığım notları kısa kısa paylaşacağım. İşte bunlardan ilki; Amerika’da piyasaya sürülen her on üründen sekizinin kaderi başarısızlığa mahkum. 2005’te tüm dünya mağazalarının vitrinlerinde ilk kez yer alan 156.000 ürün , piyasaya her üç dakikada bir yeni bir ürün çıktığına işaret ediyordu. IXP pazarlama grubuna göre, dünya çapında her yıl kabaca 21.000 yeni marka piyasaya çıkıyor, ancak bunların %90’ı bir yıla kalmadan raflardan kayboluyor. Tüketici ürünlerinde tüm yeni markaların %52’si ve bireysel ürünlerin %75’i tutunamıyor. Peki buna çare ne? İnsanlara “Artık yeni marka üretmeyin!” diyemeyeceğinize göre markaların satın alma psikolojimizdeki yerini tespit etmek daha iyi bir çözüm. Yani biz hangi markaları nasıl, neden seçiyoruz?’un cevabı önemli. Ya da hangi markaları tercih etmiyoruz’un cevabı. Lindstrom’un buna cevabı; Nöropazarlama (neuromarketing). Nöropazarlama, kısaca beynimiz...

Corona En Güzel Nasıl İçilir? - How to Drink Corona?

Corona, bizde pek yaygın tüketilmese de dünya çapında epey hayranı olan bir bira markası. Corona’nın bu kadar sevilen ve ünlü olmasının sebeplerinden biri de içim şekli. Corona is a beer brand that has many fans around the world, although it is not widely consumed in our country. One of the reasons why Corona is so popular and famous is the way I drink. Corona, sıkılıp şişenin ağzından içine tıkılan bir parça limonla içilen; yani böyle bir içme ritüeli olan bir bira. Elbette normal de içebilirsiniz ama Corona’yı Corona yapan onun böyle içiliyor olması.  Corona, a piece of lemon that is squeezed and clicked from the mouth of the bottle; that is, a beer with such a drinking ritual. Of course, you can also drink normally, but that's what makes Corona Corona so. Peki bu ritüel nereden geliyor? Bu, Latin kültürüne özel, biranın tadını güzelleştirdiğine inanılan bir ritüel olup, dünyaya böyle yayılmış olabilir mi? So where does this ritual come from? This is a ritual specia...

Unilever’in Gizli X9 Faktörü

Unilever, Hindistan’da yeni bir şampuan çıkarmaya hazırlanmaktadır. Şampuanların etiketleri hazırlanırken muzip bir işçi etiketin üzerine “X9 Faktörü İçerir” diye bir ibare ekler. Etikete eklenen bu son dakika değişikliği gözden kaçar ve tüm şampuanlar bu etiketle basılıp dağıtıma gönderilir. Milyonlarca şampuan şişesini toplatıp etiketleri yeniden bastırmak zor olacağından iş oluruna bırakılır. Altı ay sonra mağazalardaki şampuanlar tükenince, etiketi düzgün hazırlanmış yani “X9 Faktörü İçerir” yazmayan yeni şampuanlar mağazalara sevk eder. Ve olan olur... Müşterilerden öfke dolu e-mailler yağmaya başlar; şikayetler, serzenişler… Aslında kimsenin X9 faktörünün ne olduğu hakkında en ufak fikri yoktur. Ama kullandıkları şampuandan Unilever’in bu özelliği kaldırmaya cüret etmesi, tüketiciler tarafından kabul edilemez bir davranış olarak görülür. Unilever ne hakla şampuandan bu özelliği çıkarır? Kısacası; Markanız ne kadar gizem taşıyorsa, ürünün içeriği ne kadar “sır” barındırı...