Skip to main content

Üç Taşınma Bir Yangına Bedeldir Ya da Ömrümü Yedin Digitürk

Aboneliğimi yeni taşındığım adresime naklettirmek için başvurdum. Bunun için yetkili servisin benden 35 TL alacağı söylendi. Telefonla arayıp bu durumu şikayet ettiğimde “tamam, kaç yıllık müşterimizsiniz, sizden alınmayacak” dendi. Ancak akşam eve gittiğimde ne göreyim? Zavallı anacığımdan "yine de" bu 35 TL’yi almışlar.

Sineye çekip, içimden iyice bir saydırıp bu olayı tam unuTTUM diyorDUMM... geçen gün müşteri hizmetleri aradı. Benden 35 TL alınıp alınmadığını sordu. "Evet ya alındı" deyince de tamam ilgileneceğiz dendi.

Yahu kardeşim, ben bunu sineye çekip unutmuşken madem birşey yapmayacaksın, neden olayı hatırlatırsın da yaramı yeniden depreştirirsin?

Her akşam mutlaka en az bir kere 10 saniyeliğine yayınım kesiliyor ve “OPTS’den Kolay Kurulum’dan ayarlarınızı gözden geçirin” gibi bir uyarı çıkıyor. Kabloyu, cihazla bağlantısını vs. herşeyi kontrol ettim. Herşey düzgün görünüyor. OPTS’den kolay kurulum’a girdim (hatta zor yolunu bulup onu da denedim) ama nafile, kurulum falan yapılamadı.

Şimdi bu durumu müşteri hizmetlerine arayıp bildirince bana teknik servisi yönlendirdiler. Teknik servise telefonda durumu anlattım. Adamcağız dedi ki “O zaman daire dışında, çatıdan bağlantı da sorun vardır belki. Biz ona bir bakalım.” Bunun için evde olmam filan da gerekmiyormuş. Oh aman ne güzel dedim; demez olaydım. Bir hafta geçti aradan, güvenliğe soruyorum, ne gelen vaaaar, ne giden.

Bir Japon atasözü şöyle der; “Üç taşınma bir yangına bedeldir” Benim bir taşınmam 4 yangına bedel oldu;

1. Aboneliğimi naklettirdim para ödedim (Cihazımı, kumandamı kendim taşıdım, üstelik yeni evde önceki kullanıcıdan hazır, çekilmiş kablo da vardı. Yani bu nasıl “naklettirmek” onu da anlamadım ya...)
Sonuç; 35 TL Nakliye Ücreti !!

2. Müşteri hizmetleri arayıp “güya” sorunumu takip ediyor.
Sonuç; Boş yere ümitlenme ve hayal kırıklığı

3. Her akşam 10 saniye kesinti yiyorum
Sonuç: Alışkanlık oldu. Yarın birgün düzelirse yokluğunu aramaktan korkuyorum. Sanırım terapiye ihtiyacım olacak

4. Teknik servis hala gelip binadaki bağlantıyla ilgilenecek
Sonuç: Bkz; yangın 2’nin sonucu.

Comments

Popular posts from this blog

Markaların Ölümle Dansı

Martin Lindstrom’un Buy.ology kitabı tam anlamıyla bir “bomba”. Yeni bitirdiğim kitaptan aldığım notları kısa kısa paylaşacağım. İşte bunlardan ilki; Amerika’da piyasaya sürülen her on üründen sekizinin kaderi başarısızlığa mahkum. 2005’te tüm dünya mağazalarının vitrinlerinde ilk kez yer alan 156.000 ürün , piyasaya her üç dakikada bir yeni bir ürün çıktığına işaret ediyordu. IXP pazarlama grubuna göre, dünya çapında her yıl kabaca 21.000 yeni marka piyasaya çıkıyor, ancak bunların %90’ı bir yıla kalmadan raflardan kayboluyor. Tüketici ürünlerinde tüm yeni markaların %52’si ve bireysel ürünlerin %75’i tutunamıyor. Peki buna çare ne? İnsanlara “Artık yeni marka üretmeyin!” diyemeyeceğinize göre markaların satın alma psikolojimizdeki yerini tespit etmek daha iyi bir çözüm. Yani biz hangi markaları nasıl, neden seçiyoruz?’un cevabı önemli. Ya da hangi markaları tercih etmiyoruz’un cevabı. Lindstrom’un buna cevabı; Nöropazarlama (neuromarketing). Nöropazarlama, kısaca beynimiz...

Corona En Güzel Nasıl İçilir? - How to Drink Corona?

Corona, bizde pek yaygın tüketilmese de dünya çapında epey hayranı olan bir bira markası. Corona’nın bu kadar sevilen ve ünlü olmasının sebeplerinden biri de içim şekli. Corona is a beer brand that has many fans around the world, although it is not widely consumed in our country. One of the reasons why Corona is so popular and famous is the way I drink. Corona, sıkılıp şişenin ağzından içine tıkılan bir parça limonla içilen; yani böyle bir içme ritüeli olan bir bira. Elbette normal de içebilirsiniz ama Corona’yı Corona yapan onun böyle içiliyor olması.  Corona, a piece of lemon that is squeezed and clicked from the mouth of the bottle; that is, a beer with such a drinking ritual. Of course, you can also drink normally, but that's what makes Corona Corona so. Peki bu ritüel nereden geliyor? Bu, Latin kültürüne özel, biranın tadını güzelleştirdiğine inanılan bir ritüel olup, dünyaya böyle yayılmış olabilir mi? So where does this ritual come from? This is a ritual specia...

Unilever’in Gizli X9 Faktörü

Unilever, Hindistan’da yeni bir şampuan çıkarmaya hazırlanmaktadır. Şampuanların etiketleri hazırlanırken muzip bir işçi etiketin üzerine “X9 Faktörü İçerir” diye bir ibare ekler. Etikete eklenen bu son dakika değişikliği gözden kaçar ve tüm şampuanlar bu etiketle basılıp dağıtıma gönderilir. Milyonlarca şampuan şişesini toplatıp etiketleri yeniden bastırmak zor olacağından iş oluruna bırakılır. Altı ay sonra mağazalardaki şampuanlar tükenince, etiketi düzgün hazırlanmış yani “X9 Faktörü İçerir” yazmayan yeni şampuanlar mağazalara sevk eder. Ve olan olur... Müşterilerden öfke dolu e-mailler yağmaya başlar; şikayetler, serzenişler… Aslında kimsenin X9 faktörünün ne olduğu hakkında en ufak fikri yoktur. Ama kullandıkları şampuandan Unilever’in bu özelliği kaldırmaya cüret etmesi, tüketiciler tarafından kabul edilemez bir davranış olarak görülür. Unilever ne hakla şampuandan bu özelliği çıkarır? Kısacası; Markanız ne kadar gizem taşıyorsa, ürünün içeriği ne kadar “sır” barındırı...