Skip to main content

Düştüm Bir Örümceğin Ağına

Altın Örümcek web ödülleri Doruk Net'in bir projesi olarak başladı ve bilinirlikleri örümcek ağı gibi 8 yıl içinde yavaş yavaş yayıldı sektöre. Bu ödül hem site sahipleri için önemli hem de onu yapan tasarımcı/reklamcı/ajanslar için. Yani herkes nasipleniyor bu işten.

Örümceğin özellikle kreatif taraftaki insanlar tarafından sahiplenilmesi ilginç. Yaptıkları bir işin Altın Örümcek kazanması, olimpiyatlarda madalya kazanmak kadar gurur verici onlar için. Yani edindiğim izlenim öyle düşündükleri yönünde. Tabi sonuçta ödülün iyisi kötüsü olmaz. Harcanan zaman, enerji ve emeğin karşılığında alınan her ödül kıymetli. Hele böyle ulusal çapta bir ödül daha da koltuk kabartıcı.

Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da ödül töreni Kuruçeşme Arena'da düzenlendi. Peki kim ne kazandı? Öncelikle en iyi web sitesi ödülünü IGOA ekibinin hazırladığı Vob Nedir? kazandı. Daha oylama sürecindeyken birşeyler kazanacağı belliydi. Çünkü iyi ve orijinal fikirlerle hazırlanmış bir site. İyi iş hemen kendini belli ediyor, hiç lafa, söze gerek yok. Ben dikkatimi çeken birkaç örnekten bahsedeceğim ama ödül kazananların tam listesini de buradan görebilirsiniz; http://www.altinorumcek.com/sonuclar/sonuclar2009.htm

Dikkatimi çeken birşey de bu sene Advergame'lere ağırlık verilmiş olması. Oyunlara doğru ciddi bir yönelim olduğu açık. Bu yıl Advergame'da Unilever Lipton'un Rabarba'ya hazırlattığı "Herşeyi Bilen Kadın" sitesi ödülü kaptı.

Oyun, ziyaretçilerin ilgisini çekip canlı tutmak ve bu arada mesajınız vermek için güzel bir yol aslında. Belki de insanlar, firmaların kendilerini karşılarına alıp nasihat etmesi ya da birşeyler öğretmesi gibi konuşmalarından sıkıldılar. Ve belki de bu yüzden artık bu tür bilgilendirmeleri pek kimse dinlemiyor. Ama oyun yaklaşımı hemen ilgi çekiyor ve bu oyun sürecinde insanlara birşey anlatmak hem daha kolay hem de akılda kalıcılığı fazla. Üstelik bu şekilde insanları gülümsetiyorsunuz ki bu da kişinin bu deneyimi arkadaşlarına anlatmasını sağlıyor. Yani mutlu ettiğiniz bir adam ya da kadın bunu hemen arkadaş(larıy)la paylaşarak gönüllü elçiniz oluyor. Formul aslında çok basit...

Gücünü yitirmeye başlamış bir uygulamadır banner (yani bana göre). Neden? Çünkü banner denizinde yüzmeye çalışıyorsunuz da ondan. O yüzden ne kadar atraksiyonlu, janjanlı olursa olsun etkisi eskisi kadar olmayan bir reklam uygulamasına dönüştü banner. Buna rağmen kreatif örnek çıkmaya devam ediyor -ki bunlar o denizde kendini belli etmyi başaran işler oluyor. Banner alanında Mey İçkinin C-Section'a hazırlattığı banner birinci oldu.

Çevrimiçi Bankacılık'ta Garanti, tahtı sarsılsada yıkılmadı ve yine birinci oldu. Ne iş ama? Garanti bu alanda yıllardır sektörü domine ediyor ve ortaya çıkan iş herzaman çok tatmin edici oldu. Bunun yanında Garanti, Finansal Servisler (bankacılık-Finans) kategorisinde ancak üçüncü olabildi. Bu yıl "Vob Nedir?"in gecesiydi. Site bu alanda da birinci oldu.

Haber kategorisinde çok beğenmediğim ve NTV'den arkadaşlara da sebepleriyle bunu hep söylediğim ntvmsnbc birinci oldu. Tabi öyle diyorum ama rakiplerin içinde en iyisi de yine oydu ne yapayım? Sonuçta katılanların arasından seçiyoruz birinciyi.

BKM Mutfak oyuncuları "Çok Güzel Hareketler Bunlar"la gecenin kahkaha dinamosu oldular yine. "Bunu düşünmem için bana biraz SALAM ver"... Tanrım! Bu adamlar gerçekten harika. Gecenin sonunda Nil Karaibrahimgil sahne aldı ve başta bayan konuklar olmak üzere herkesi coşturmayı bildi.

Kuruçeşme Arena'nın yanındaki otoparkın park ücreti olarak 20 TL alması da iyi girdi doğrusu. Otopark görevlisinin "konser akşamları hep böyle aaağbi" açıklaması hala kulaklarımda.

Altın Örümceğe hayat veren DorukNet'i, Pazarlama Müdürü Aslı Avcılar'ı, interneti daha etkili, daha keyifli kullanmak isteyen ve bu sitelere yatırım yapan tüm firmaları, bu güveni boşa çıkarmayıp ortaya böyle güzel işler çıkaran ajans ve kreatif insanları kutluyorum.

Comments

modafobik said…
Hiç haberim bile yoktu bu organizasyondan yahu, güzel post olmuş, öğrendim sayende vallla (:

Popular posts from this blog

Markaların Ölümle Dansı

Martin Lindstrom’un Buy.ology kitabı tam anlamıyla bir “bomba”. Yeni bitirdiğim kitaptan aldığım notları kısa kısa paylaşacağım. İşte bunlardan ilki; Amerika’da piyasaya sürülen her on üründen sekizinin kaderi başarısızlığa mahkum. 2005’te tüm dünya mağazalarının vitrinlerinde ilk kez yer alan 156.000 ürün , piyasaya her üç dakikada bir yeni bir ürün çıktığına işaret ediyordu. IXP pazarlama grubuna göre, dünya çapında her yıl kabaca 21.000 yeni marka piyasaya çıkıyor, ancak bunların %90’ı bir yıla kalmadan raflardan kayboluyor. Tüketici ürünlerinde tüm yeni markaların %52’si ve bireysel ürünlerin %75’i tutunamıyor. Peki buna çare ne? İnsanlara “Artık yeni marka üretmeyin!” diyemeyeceğinize göre markaların satın alma psikolojimizdeki yerini tespit etmek daha iyi bir çözüm. Yani biz hangi markaları nasıl, neden seçiyoruz?’un cevabı önemli. Ya da hangi markaları tercih etmiyoruz’un cevabı. Lindstrom’un buna cevabı; Nöropazarlama (neuromarketing). Nöropazarlama, kısaca beynimiz...

The Age of Companies’ Struggle with Invoice is Ending!

The transition to e-invoice is a revolutionary decision. This is because, in addition to preventing unnecessary paper consumption, easier tracking of invoice tax amounts charged by companies and of course the  digitalization  of finance / accounting departments was provided. So who provides this service? Provider companies working with RA are providing the basic service for receiving and sending invoices. These companies offer services in creating, sending / receiving e-invoices and reporting with the environments they provide. So far everything is very nice and ideal. The only problem is; Some things have never changed for companies with a large number of invoices. Still the manager / managers have to check and approve the invoices one by one. In short, this is also a process. It is a serious process that requires a lot of effort and time. This process requirement brought forward the idea of  ​​integrating  e-invoice providers with BPM ( process management ) applica...

Corona En Güzel Nasıl İçilir? - How to Drink Corona?

Corona, bizde pek yaygın tüketilmese de dünya çapında epey hayranı olan bir bira markası. Corona’nın bu kadar sevilen ve ünlü olmasının sebeplerinden biri de içim şekli. Corona is a beer brand that has many fans around the world, although it is not widely consumed in our country. One of the reasons why Corona is so popular and famous is the way I drink. Corona, sıkılıp şişenin ağzından içine tıkılan bir parça limonla içilen; yani böyle bir içme ritüeli olan bir bira. Elbette normal de içebilirsiniz ama Corona’yı Corona yapan onun böyle içiliyor olması.  Corona, a piece of lemon that is squeezed and clicked from the mouth of the bottle; that is, a beer with such a drinking ritual. Of course, you can also drink normally, but that's what makes Corona Corona so. Peki bu ritüel nereden geliyor? Bu, Latin kültürüne özel, biranın tadını güzelleştirdiğine inanılan bir ritüel olup, dünyaya böyle yayılmış olabilir mi? So where does this ritual come from? This is a ritual specia...