Skip to main content

Prof. Dr. Erdal İnönü Günü

Artık geleneksel hale gelen (bu yıl üçüncüsü kutlandı) Prof. Dr. Erdal İnönü Günü, sorunsuz geçti. Etkinlik 19 Şubat Cuma günü İKÜ Akıngüç Oditoryumunda düzenlendi. Kurumsal İletişim birimi olarak "hazırlıklı" olmanın meyvelerini topladık açıkcası.

İnönü ailesinden birçok fert törene katıldı. Ek olarak basının da yoğun ilgisi vardı. Organizasyonel anlamda bir sorun yaşamadık sadece Burak Arkan'ın babasının ani rahatsızlığı (Allah acil şifalar versin) Kurumsal İletişim ekibi için şok bir haberdi. Onu hemen yolladık ve tekrar organize olup etkinliği sorunsuz bir şekilde hallettik. Açlıktan bayılmak üzereydim ki tören sonrasındaki kokteyl imdadıma yetişti; Akpaz'dan Suat bey sağolsun, gerçekten güzel bir kokteyl hazırlamış.

Dinleti biraz fazla uzun sürdü sanırım. Bu tür organizasyonlarda hele ki opera söyleniyorsa süre konusunda daha dikkatli olmak şart. Kabul edelim; opera bu ülkenin kültürel altyapısında, genetik kodlarında zorla yer buluyor kendisine. Bu durumlar için her zaman en iyi tercih oda orkestrası bence.

Anma gününün bu yılki konusu; "Barış İçin Enerji"ydi ve konuşmacı İKÜ Öğretim Görevlisi ve Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Yönetim Kurulu Üyesi Necdet Pamir'di. Güzel ama birazcık uzun bir sunumdu. Gerçi konunun önemini düşündüğümüzde daha kısa nasıl olabilir diye de düşünüyor insan. Enerji konusu, doğrularıyla yanlışlarıyla uzun süredir konuşulan ve tartışılan bir konu.

Sayın Pamir, hazırladığı sunumla doğru bildiğimiz yanlışlara ve yanlış bildiğimiz şeylerin doğrularına önemli bir ışık tuttu aslında. Bir de tabi hiç bilmediğimiz, yıllardır resmen uyuduğumuz da ortaya çıktı bazı konularda. Mesela enerji konusunda İngiltere taa 1920'lerde siyaset üstü - devlet politikaları doğrultusunda hareket ederken bizimkilerin aynı yıllarda neler düşündüklerini, enerji konusuna nasıl bir bakış açısıyla baktıklarını belgelerle gösterdi bize hocamız.

Comments

Popular posts from this blog

Markaların Ölümle Dansı

Martin Lindstrom’un Buy.ology kitabı tam anlamıyla bir “bomba”. Yeni bitirdiğim kitaptan aldığım notları kısa kısa paylaşacağım. İşte bunlardan ilki; Amerika’da piyasaya sürülen her on üründen sekizinin kaderi başarısızlığa mahkum. 2005’te tüm dünya mağazalarının vitrinlerinde ilk kez yer alan 156.000 ürün , piyasaya her üç dakikada bir yeni bir ürün çıktığına işaret ediyordu. IXP pazarlama grubuna göre, dünya çapında her yıl kabaca 21.000 yeni marka piyasaya çıkıyor, ancak bunların %90’ı bir yıla kalmadan raflardan kayboluyor. Tüketici ürünlerinde tüm yeni markaların %52’si ve bireysel ürünlerin %75’i tutunamıyor. Peki buna çare ne? İnsanlara “Artık yeni marka üretmeyin!” diyemeyeceğinize göre markaların satın alma psikolojimizdeki yerini tespit etmek daha iyi bir çözüm. Yani biz hangi markaları nasıl, neden seçiyoruz?’un cevabı önemli. Ya da hangi markaları tercih etmiyoruz’un cevabı. Lindstrom’un buna cevabı; Nöropazarlama (neuromarketing). Nöropazarlama, kısaca beynimiz...

The Age of Companies’ Struggle with Invoice is Ending!

The transition to e-invoice is a revolutionary decision. This is because, in addition to preventing unnecessary paper consumption, easier tracking of invoice tax amounts charged by companies and of course the  digitalization  of finance / accounting departments was provided. So who provides this service? Provider companies working with RA are providing the basic service for receiving and sending invoices. These companies offer services in creating, sending / receiving e-invoices and reporting with the environments they provide. So far everything is very nice and ideal. The only problem is; Some things have never changed for companies with a large number of invoices. Still the manager / managers have to check and approve the invoices one by one. In short, this is also a process. It is a serious process that requires a lot of effort and time. This process requirement brought forward the idea of  ​​integrating  e-invoice providers with BPM ( process management ) applica...

Corona En Güzel Nasıl İçilir? - How to Drink Corona?

Corona, bizde pek yaygın tüketilmese de dünya çapında epey hayranı olan bir bira markası. Corona’nın bu kadar sevilen ve ünlü olmasının sebeplerinden biri de içim şekli. Corona is a beer brand that has many fans around the world, although it is not widely consumed in our country. One of the reasons why Corona is so popular and famous is the way I drink. Corona, sıkılıp şişenin ağzından içine tıkılan bir parça limonla içilen; yani böyle bir içme ritüeli olan bir bira. Elbette normal de içebilirsiniz ama Corona’yı Corona yapan onun böyle içiliyor olması.  Corona, a piece of lemon that is squeezed and clicked from the mouth of the bottle; that is, a beer with such a drinking ritual. Of course, you can also drink normally, but that's what makes Corona Corona so. Peki bu ritüel nereden geliyor? Bu, Latin kültürüne özel, biranın tadını güzelleştirdiğine inanılan bir ritüel olup, dünyaya böyle yayılmış olabilir mi? So where does this ritual come from? This is a ritual specia...