25 Feb 2010

Altın Örümcek Benim Olacak

Altın Örümcek Web Ödülleri'nin bu yıl sekizincisi düzenlenecek. Bu ödül artık geleneksel hale geldi -ki bu çok sevindirici. Şimdi ben niye seviniyorum? Bana ne ki? Jüri üyesi olmak niye gurur verici? Bu işin ardında nasıl bir kişisel hırs ve çıkar olabilir?

Önemli olan ödül kazanmak. İşte bu kadar basit. Çünkü ödül kazanmak demek farklı ve daha iyi olduğunuz anlamına geliyor. Bu işi yapan diğerlerinden bu işi daha iyi yaptığınız anlamına geliyor. Peki sonuç? Kişi ya da firma olarak daha iyi bir pazarlama pozisyonuna sahip olmanızı sağlar. Değeriniz artar, bu değerle daha iyi ve keyifli çalışılır. Daha iyisi üretilir ve çember tamamlanmış olur.

Kısacası bu ödülü kazanan kişi ne kutlu kişidir. Bu ödülü kazanan firma ne ulu firmadır. Aynen de öyledir işte. Bu, harcanan paranın karşılığıdır. Harcanan saatlerin, emeğin, gecelemelerin, eve geç gidildiği için eşten yenilen zılgıtın, kızarmış yorgun gözlerin karşılığıdır. Üstelik ödül kazanan kişi/ekip ya da firmaya bakış da her zaman farklı olacaktır. Önleri açık, yolları asfalt olacaktır.

Yani bu yüzden "Altın Örümcek Benim Olacak" diyen hırslı ve kararlı yeni yüzlere Altın Örümcek'e başvurmalarını, yaptıkları işlerle katılmalarını öneriyorum.

20 Feb 2010

Prof. Dr. Erdal İnönü Günü

Artık geleneksel hale gelen (bu yıl üçüncüsü kutlandı) Prof. Dr. Erdal İnönü Günü, sorunsuz geçti. Etkinlik 19 Şubat Cuma günü İKÜ Akıngüç Oditoryumunda düzenlendi. Kurumsal İletişim birimi olarak "hazırlıklı" olmanın meyvelerini topladık açıkcası.

İnönü ailesinden birçok fert törene katıldı. Ek olarak basının da yoğun ilgisi vardı. Organizasyonel anlamda bir sorun yaşamadık sadece Burak Arkan'ın babasının ani rahatsızlığı (Allah acil şifalar versin) Kurumsal İletişim ekibi için şok bir haberdi. Onu hemen yolladık ve tekrar organize olup etkinliği sorunsuz bir şekilde hallettik. Açlıktan bayılmak üzereydim ki tören sonrasındaki kokteyl imdadıma yetişti; Akpaz'dan Suat bey sağolsun, gerçekten güzel bir kokteyl hazırlamış.

Dinleti biraz fazla uzun sürdü sanırım. Bu tür organizasyonlarda hele ki opera söyleniyorsa süre konusunda daha dikkatli olmak şart. Kabul edelim; opera bu ülkenin kültürel altyapısında, genetik kodlarında zorla yer buluyor kendisine. Bu durumlar için her zaman en iyi tercih oda orkestrası bence.

Anma gününün bu yılki konusu; "Barış İçin Enerji"ydi ve konuşmacı İKÜ Öğretim Görevlisi ve Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Yönetim Kurulu Üyesi Necdet Pamir'di. Güzel ama birazcık uzun bir sunumdu. Gerçi konunun önemini düşündüğümüzde daha kısa nasıl olabilir diye de düşünüyor insan. Enerji konusu, doğrularıyla yanlışlarıyla uzun süredir konuşulan ve tartışılan bir konu.

Sayın Pamir, hazırladığı sunumla doğru bildiğimiz yanlışlara ve yanlış bildiğimiz şeylerin doğrularına önemli bir ışık tuttu aslında. Bir de tabi hiç bilmediğimiz, yıllardır resmen uyuduğumuz da ortaya çıktı bazı konularda. Mesela enerji konusunda İngiltere taa 1920'lerde siyaset üstü - devlet politikaları doğrultusunda hareket ederken bizimkilerin aynı yıllarda neler düşündüklerini, enerji konusuna nasıl bir bakış açısıyla baktıklarını belgelerle gösterdi bize hocamız.

4 Feb 2010

İçerik Yönetim'den Ne Beklerim?

İçerik yönetim sistemi (content management system) aslında doküman yönetimi ve arşivlemeyle aynı anlama geliyor. Burada kritik nokta doküman yönetimi esnasında harcanan /kaybedilen zaman. Peki bir içerik yönetim sisteminden neler beklenir?

Aslında çoğu kurumda en büyük sorun, içeriklerin organizasyonu sırasında kaybedilen zaman. Bu herkesin sızlandığı ama çözüm önerileri üzerinde fazla durulmayan bir sorun. Bıçak kemiğe dayandığında (–ki bu önemli bir dosyanın kaybedilmesi, bulunamaması, değiştirilmesi, işlerin sistematik yürümemesinden kaynaklanan aksaklıklar vs.) birkaç kafası çalışan kişi oturup lokal çözümler üretir ve sorun aşılmaya çalışılır. Bulunan lokal çözümler de lokal olarak kullanıldığından bu işten kurumun yine bir karı olmaz.
İçeriklerin tek bir havuzda toplanması önemli. Bu sayede kurumun “herşeyi” diyebileceğimiz veriler de kontrol altında olacaktır. Buraya kademeli yetki erişimi de güvenlik sorununu minimize edecektir.

Yüksek boyutlu multimedia içeriklerin maille paylaşılması demek, mail sunucusuna ciddi bir yük ve gereksiz bir trafik oluşması anlamına geliyor. Bunların depolanma ihtiyacı zaten başlıbaşına problem. Bu tür içerik paylaşımları kurularda genelde yaşanan bir sorundur ve önüne geçmek de çok zor (bir açıdan çok da etik bir davranış değil). Ancak bu iletilerdeki içeriğin boyutunu yönetebilmek, bu soruna kökten çözüm demektir.
Yazılı materyallerin scan edilip sanal ortama alınması da depolama açısından büyük bir soruna çözüm olabilir. Dokümanın orijinali her halükarda yine saklanmış oluyor ancak saklanması gerekmeyen dokümanlar için reel dünyada yer/zaman ayırmak zorunda kalınmamış olacak.
Database’deki kişilere mail atarken mailde istenirse kişiselleştirme yapılabilmesi CRM çalışmalarında çok işe yarayacaktır.

Dokümanın arşivlenirken farklı bilgilerle kaydedilmesi/depolanması, bu dokümanın zamanı geldiğinde herhangi bir kişi tarafından kolayca bulunabilmesi ve doküman hakkında neredeyse kendisi hazırlamış gibi bilgi sahibi olabilmesi anlamına geliyor. Bu da zaman maaliyetinin azalması, iş üretiminin ve kalitesinin artması demektir.

İşte böyle bir sistem gerçekten işe yarar.