30 Jan 2014

Guinness Twins - Made of More

27 Jan 2014

Facebook Reklamlarını Denemek İçin 100$ Yeterli mi?

Güzel bir soru? Click Z editörlerinden Elizabeth Marsten bu konuda kafasında soru işareti olanları aydınlatıcı güzel bir makale yazmış. Ben de kendi tecrübelerimden biraz ekledim. Orijinalini buradan okuyabilirsiniz. 

Aslında Facebook'da reklam verip vermeme fikri bugünlerde çoğu kişinin kafasını kurcalıyor. Peki verecekseniz bile kriterlerinizi nasıl belirlemelisiniz? Bu işe ayıracağınız test amaçlı bir 100$ size çok iyi bir projeksiyon çizebilir. Ama beklentilerinizi ve kampanya ayarlarınızı başta iyi ayarlamak şartıyla. 100$'la Facebook reklamından sonuç elde etmenin ipuçları;


Facebook_reklamları

1. Amacınızı netleştirin. Çünkü buna göre ödeme türünüzü (CPC ya da CPM) seçeceksiniz. Bu reklamla Facebook sayfanıza mı yönlendireceksiniz yoksa dışarıdan bir sayfaya mı? Eğer Facebook sayfanıza yönlendirecekseniz yani mesajınızı orada verecekseniz (hem de Facebook sayfamın Like/takipçi, erişim ve etkileşim sayılarını artırmak istiyorum diyorsanız) Facebook CPM'i öneriyor ve diyor ki; "Bu sayede reklamını daha geniş ve doğru bir kitleye ulaştırırım". 

Eğer dışarıdan bir sayfaya yönlendirecekseniz Facebook'un önerisi CPC'yi seçmeniz. Bu şekilde belki CPM'e göre daha az sayıda gösterim alacaksınız ancak daha doğru bir ktileye gösterilecek ve kısıtlı bütçenizi daha doğru yönetmiş olacaksınız.

2. Yayın süresini 1 haftadan uzun tutmayın.

3. Mutlaka hedefleme yapın. Facebook'un bir avantajı (yani Google'a göre avantajı) yaş, cinsiyet, ilişki durumu, eğitim seviyesi gibi bazı önemli alanlarda daha başarılı hedefleme yapabiliyor olması. Aslında Faceook'ta yaklaşık 27 bin farklı permütasyon yapabilirsiniz. Bütçeniz azsa bu daha da önemli bir avantaj. Hedef kitleyi kırabildiğiniz kadar kırın ve netleştirin. Bu sayede ulaşabileceğiniz ortalama impression sayısını da göreceksiniz.

4. İlgi alanı hedeflemelerinden sadece birini seçin; hepsini değil hatta ikisini bile değil. Unutmayın! Cebimizde sadece 100$ var.

5. Önerilen en düşük tıklama bütçesini seçin.

6. İşe başlarken neyin "başarı" sayılacağını önceden netleştirin.

Bir haftalık sürecin sonunda, harcadığınız paranın karşılığında ne aldığınıza bakın! Burada alınan sonucun başarılı ya da başarısız oluşu, başta hedefinizi doğru belirlemenizle alakalı olacaktır. Unutmayın, bu 100 $'lık bir denemeydi. Eğer bunun ışığında sonucu başarılı olarak değerlendirebiliyorsanız daha büyük bir bütçeyi Facebook reklamı için kullandığınızda o da başarılı olacaktır.

20 Jan 2014

Sosyal Medya Yönetiminde Pareto İlkesi ve 80/20 Kuralı

19.yy'da yaşamış İtalyan ekonomist Pareto, ülkedeki toprakların %80'inin halkın %20'lik bir kesimine ait olduğunu tespit eder. Bunun üzerine yapılan çalışmalarda Pareto'nun ilkesinin sadece İtalya'daki toprak dağılımıyla sınırla kalmadığı anlaşılır. Yani günlük yaşamımızda hemen her alanda azınlığın çoğunluğa etkisi olduğu görülür. 

Örneğin Excel kullanıyorsanız kullanım sürenizin %80'inde programın en fazla %20 özelliğini kullanıyorsunuzdur. Telefonunuzun kullanma süresinin %80'inde özelliklerin en çok %20'sini kullanırız. Ya da zamanımızın %80'inde giydiğimiz kıyafetler gardrobumuzdakilerin %20'sidir. Burada illa 80 ve 20 olarak düşünmeyin, oran 90'a 10'da olabilir. Önemli olan azınlığın çoğunluk sürecinde kullanımıdır. Bu ilkeden yola çıkarak sosyal medya yönetimi üzerine de bir araştırma yapılmış.

Sosyal medyada neredeyse tüm marka/kurumlar benzer bir mantıkla sayfalarını yönetiyorlar. O da potansiyel müşteriye ulaşmak ya da ellerindeki müşterinin sadakatinin devamını sağlamak. Yani bu platformları birer pazarlama aracı olarak kullanıyorlar. Tabi bundan daha doğal bir şey yok. Ancak burada sorun bu pazarlama aracının yanlış kullanıyor oluşu. 

Takip ettiğiniz sayfaları şöyle bir düşünün! Neredeyse hepsi mal ya da hizmetleriyle ilgili yenilikleri, kampanyalarını, ürün/hizmetlerinin avantajlarını, rakiplerinden ayrışan yönlerini, üstünlüklerini, kullandığınızda yaşayacağınız heyecan verici deneyimleri paylaşıyorlar. Oyun, yarışma gibi aktivitelerde bile arka planda mal ya da hizmetin reklamı yapılıyor.

Oysa herkes ayın şeyi yaptığı için aslında tüketicinin gözünde ayrışabilen pek yok. Tüketicinin bilinç altında "evet, bu markam" diye yer eden olmuyor. Satın alma kararı verileceği zaman bun etkileyen şeyler reklamlardan ziyade, tüketicinin sizinle ilgili "algısı" oluyor. 

İşte bu noktada Pareto ilkesiyle hareket etmek bir fark yaratabilir. Yani SM sayfanızda paylaştığınız içeriğin %80'inde tüketiciye bir şey satmaya çalışmak, reklam duyurusu yapıp, ürün/hizmetinizin ne kadar iyi, farklı, sıra dışı, rakipsiz olduğunu anlatmaya çalışmak yerine işine yarayacak, ona bir fayda sağlayacak içerik paylaşmak tüketicinin algısında sizi bir anda daha iyi bir yere taşıyor. Reklamınızı tüm içeriğin sadece %20'sini kapsayacak şekilde vermek tüm bu pazarlama bombardımanı altında sizi bir anda farklılaştırıyor. 

Kısacası SM sayfanızı takipçilerin işine yarayacak bilgilendirmeler için kullanarak ve içeriğin daha az bir kısmında reklam mesajı vererek tüketici algısında çok daha sağlam bir yer edinebilirsiniz.

10 Jan 2014

Social Media Marketing: 2014 Projeksiyonu

Sosyal medya alanında gelişmeler hız kesmeden devam ediyor. Geçtiğimiz yıl özellikle firmalar pazarlama süreçlerinde sosyal medyayla ilgili çok önemli tecrübeler edindiler. Peki 2014'de SM'de nelere dikkat etmeliyiz? SM'yi nasıl kullanmalıyız? Yönümüzü ne tarafa dönmeliyiz? ClizkZ'de dijital pazarlama profesyoneli Krista Neher'in güzel bir yazısı yayınlandı. 

Krista bu yazısında 2014'de Sosyal Medya kullanımıyla ilgili çok güzel bir projeksiyon sunmuş. Neler ön planda olacak, neleri biraz geri plana almak lazım üzerine güzel bir yazı. Orijinaline buradan ulaşabilirsiniz. Özetlemek gerekirse;

Search & Social
Sosyal medya search ranking'i etkiliyor; bu Google'ın da kabul ettiği bir gerçek. O yüzden Sosyal Medya Uzmanlarının eğer bilmiyorlarsa SEO'yu öğrenmeleri, SEO uzmanlarının ise optimizasyon süreçlerine SM'yi entegre etmeleri çok önemli.

Facebook'a Para Ayırın
Facebook'da organik aramalardan marka sayfalarına erişim zorlaşıyor; bu Facebook'un resmi açıklaması. Yani marka sayfalarınız için para harcamalısınız! Mantık şu; "If Facebook works for your business, you’ll need a budget". Yani Facebook'un sizin işiniz/sayfanız için çalışmasını istiyorsanız siz de biraz elinizi cebinize atın!

Strategic Content Marketing
İçerik pazarlamacılığı aslında biraz cılkı çıkmaya başlamış bir konu. Çünkü temelde her şey içeriktir ve herkes platformlarına içerik yüklüyor. Aslında content marketing konusu satış odaklı bir konu değil. Daha çok müşteri sadakatini, bilgilendirmesini sağlamak amacıyla yapılan bir çalışma. İşte biraz da bu nedenle yani işin cılkı çıktığı için firmaların yükledikleri içeriklere daha stratejik yaklaşmaları çok önemli. 

Visual Social Networks
Görsel bazlı sosyal ağlar, özellikle mobil teknoloji ve smartphone gelişimiyle birlikte artış gösterdi. Instagram ve Pinterest burada başı çekenlerden. Bu yapılar fotoğraf ve kısa videonun yüklenmesi, paylaşımı, yorumlanmasına dayalı bir eko sistem. Eğer şimdiye dek buraları göz ardı ettiyseniz artık odaklanmanın ve bir pazarlama aracı olarak kullanmaya başlamanın tam zamanı. 

Google+'da Ne Durumdasınız?
Google plus'ı hala etkili bir SM platformu olarak görmeyebilirsiniz. Ama Google görüyor (ya da görmek istiyor) ve o yüzden burayı desteklemeye devam ediyor. Tabi diğer Google ürünleriyle entegre çalışabilmesi gibi Google ailesinin bir parçası olmanın büyük avantajları var. Sayfanın organik aramalarda listelenmesi, YouTube videolarının etkili biçimde paylaşılabilmesi, Adwords'te +1 linki bunlardan sadece bazıları. 

9 Jan 2014

Virgin America’dan Uçuş Güvenliğine Keyifli Bir Yaklaşım


Hava yolu taşımacılığında uçuş güvenliğine ne denli önem verildiğini bilirsiniz. Hepsi törensel bir sırayla ve istisnasız her uçuşta tekrarlanır. "Emniyet kemerlerinin bağlanması, koltuğun dik konuma getirilmesi, elektronik cihazların kapatılması..." 

Elbette bu kurallar yolcuların iyiliği için ama bir süre sonra "kural" oldukları için midir nedir esnetilmeye başlanır. Kemer "takılıyor" gibi yapılır, cihazlar "kapatılıyor" gibi yapılır... Virgin America hava yollarının videosu bu konuda duyarlılığı artırmak için hazırlanmış keyifli bir video. 





Açıkcası böyle bir çalışmaya emek, zaman ve para harcamış olmaları takdir edilecek bir davranış. "Zaten bilinen ve her uçuşta tekrarlanan kurallar için bu zahmet niye?" diye düşünmeden edemiyor insan. Ama baktığınız zaman, bu tür eğlenceli bir yaklaşım aslında daha akılda kalıcı ve uçuş güvenliği konularına daha duyarlı olmamızı sağlayacaktır.

Marketo Blog'da gördüğüm video ve makale DJ Waldow tarafından yazılmış. Dilerseniz oradan yazarın videoyla ilgili yorumlarını da okuyabilirsiniz.