8 Feb 2011

KitKat Japonya’da Neden Bir Numara?

“Batıl inancınız var mı?” denilince çoğu insan hayır der, bunlara inanmam diye düşünür. Ama çoğumuz bir yere girerken sağ ayağımızla girer, iş görüşmesine giderken uğurlu ayakkabımızı, kravatımızı, çantamızı alırız yanımıza.

Hatta “işe yaradığına” inandığımız, icap ettiğinde kullandığımız konuşma, gülümseme, mimik kalıpları vardır hepimizin. Hergün olmasa da arada “burç yorumuna” bakmayan çağdaş insan var mı? Kahve falına bakmayan? Uğurlu sayısı olmayan? 13’ü tercih etmeyen?

Kısacası farkında olsakta olmasakta inançlar, hurafeler, batıl inançlar hayatımızın birer parçası. En inanmayanımız bile arkadaşlarıyla stada maça gittiğinde uğur (ya da gerçek ismiyle totem) yapar. Arkadaşlarına yani grup psikolojisine uyar ve normalde hayatta yapmayacağı tuhaf hatta saçma şeyler yapar.

imageJaponlar ya da genel olarak Uzakdoğu toplumları pagan, çok tanrılı inanç yapılarından dolayı bu uğur, uğursuzluk, lanet konularında daha hassaslar. Örneğin “4” sayısı. Herhalde Asya kültüründeki en talihsiz sayı 4. Okunuşu, “si” şeklindedir ve “ölüm” anlamına gelen “şı”ya benzer.

Çin otellerinde 4 ve 44. kat yoktur mesela. Hastanelerde ya da başka yerlerde 4 no’lu oda göremezsiniz. Batı’daki 13’ün kaderini paylaşır kısacası 4. Kaliforniyalı araştırmacı David Philip, Amerika’da yaşayan Çin kökenlilerin nabız atışının her ayın dördünde %13 yükseldiğini saptadı. Çin kültürünün daha güçlü bir etkisinin olduğu Kaliforniya’da ise bu oran %27.

image Bunun yanında “8” (hachi) sayısı, zenginlik, servet anlamına gelen Çince sözcüğe benzerliğinden dolayı Asya kültürü’nde en sevilen sayıdır. Pekin Yaz Olimpiyatları’nın açılış tarihini hatırlayan var mı? Söyleyelim; 08.08.08’de saat tam 08.08.08’de.

image Dünyanın en önemli fuar şehri sayılan Guangzhou’da düzenlenen bir araç plakası açık artırmasında APY888 no’lu plakaya tam 6.750$ (ki bu rakam Çin’de kişi başı gelirin 7 katıdır) ödendi. Yerel bir Çin havayolları şirketi’nin 888-8888 no’lu hat’ta 300.000$ ödediği söyleniyor.

Bu işin avantajları da yok değil. Örneğin Nestle’nin KitKat çikolatası’nın Japonya’da en çok tercih edilen çikolatalardan biri olduğunu biliyor muydunuz? Bunun nedeni, çikolatanın isminden dolayı uğur getirdiğine inanılması.

image KitKat Japonya’da piyasaya sürüldüğünde insanlar hemen birşey farketti. Çikolata’nın ismi “Daima kazan!” anlamına gelen Japonca “Kitto Katsu” sözcüğüne benziyordu. Zamanla öğrenciler arasında, iyi not almak için sınavdan önce bir KitKat yeme ya da sadece şans için çantasında KitKat taşıma modası yayıldı. Tabi Nestle’nin bu işten karını tahmin edersiniz.

image Bunu farkeden Nestle firması uyanık davranarak işi daha da ileri götürdü. KitKat çikolatasının kaç çeşidini yediniz? Muhtemelen sadece bir. Sıkı durun, Japonya’da 60’a yakın çeşidi satılıyor. Güllüsü, karpuzlusu, hatta biberli, sodalısı…

Bir markanın pazarını “iyi tanıması” çok önemli. Nestle KitKat konusunda şanslıydı. Ancak tam tersi de olabilirdi –ki bu durumda ürün harika olsa da satışları yerlerde sürünecekti muhtemelen. Mesela “Kıllı” diye bir gıda markası olsa biz de kaç kişi onu alır acaba?

Kaynak:
The J-Phile
buy.ology S.98

4 Feb 2011

Corona En Güzel Nasıl İçilir?

Corona, bizde pek yaygın tüketilmese de dünya çapında epey hayranı olan bir bira markası. Corona’nın bu kadar sevilen ve ünlü olmasının sebeplerinden biri de içim şekli.

Corona, sıkılıp şişenin ağzından içine tıkılan bir parça limonla içilen; yani böyle bir içme ritüeli olan bir bira. Elbette normal de içebilirsiniz ama Corona’yı Corona yapan onun böyle içiliyor olması.

Peki bu ritüel nereden geliyor? Bu, Latin kültürüne özel, biranın tadını güzelleştirdiğine inanılan bir ritüel olup, dünyaya böyle yayılmış olabilir mi?

Ya da belki de şişeleme, sevkiyat ve bekleme sürecinde şişede oluşabilecek bakterileri yoketmek için kullanılan eski bir Orta Amerika alışkanlığı olduğundan... Bunlar mantıklı ve doğru fikirler ama asıl hikaye çok farklı; 



1981 yılında ismi duyulmamış bir restoranda çalışan barmenin biri arkadaşıyla bir iddiaya girer. Barmen, bir Corona şişesinin ağzına bir limon dilimi tıkayıp içerse bardaki müşterilerin de kendisini taklit edeceğini iddia eder.

İşte sakin bir gecede barmenin birinin kafadan uydurduğu basit ama tüm dünyayı saran ritüel böyle doğar. Corona bugün ABD’de Heineken’e rakiptir. Şu bir gerçek ki ritüeller sayesinde markalarla aramızda bağ kuruyoruz. Bu sayede markalar zihnimizde ve dahası kalbimizde yer ediyor.

Kaynak: buy.ology s91-92

2 Feb 2011

Tütün Reklamı Yapmıyorlar ki!

Bir İngiliz firması olan Gallaher Group tarafından üretilen Silk Cut, (2000’lerde firma Japanese Tobaco tarafından satın alındı.) 1997’de İngiltere’de başlayan tütün yasağına hazırlanıyordu.

image Firma, reklamlarında logoyla birlikte mor bir ipek, kuşak ya da bir şekilde mor rengi kullanmaya başladı. Amaçları, logolarında bulunan mor rengini tüketici zihnine yerleştirmek, tüketici zihninde bu renkle anılmaktı. İşe yaradı.

Tüketiciler artık mor ipek kumaşı Silk Cut logosuyla, dolayısıyla da markayla özdeşleştirmişlerdi bile. Yasak başladığında, şirket sigaradan ya da Silk Cut markasından hiç söz etmeden sadece mor ipek kumaşları kullanarak otoban billboardları hazırladı.

imageBir süre sonra yapılan bir araştırmada, tüketicilerin %98’i (nedenini tam söyleyemeseler de) bu ilanlarla Silk Cut arasında bağlantı kurmuştu.

Kısacası masum görüntüler (at sırtındaki maskülen bir alfa erkeği, vahşi doğa, kırmızı tonlar ya da mor bir ipek kumaş), biz farkında bile olmadan bilinçaltımızda markayla bağ kurmamızı sağlamıştı. Üstelik sigara firmalarının yaptıkları şey tamamen yasaldı.

image

Dahası bunun nedeni bizzat hükümetlerdi çünkü hükümetler tütün reklamını yasaklayarak bu firmaları pazarlama konusunda yeni yollar bulmaya zorlamış, yaratıcılıklarını körüklemişti.

Kaynak: buy.ology s88